Blogu sikertmeden yola devam babs

Blogu sikertmeden yola devam babs

Bir altta yazdığım konuyu detaylı olarak düşündüm ve bunu yapamayacağıma karar verdim. Nedeni ise bu blogun artık çöp yolunda ilerlemesidir. Aslında pekte çöp bir blog olduğum söylenemez ama yinede uzun kategoriler yüzünden o kategoriye sonlardan girmiş bulunuyor gibiyim.

Sıradan bir blog yazarım. Bazen yazıyorum. İşte en büyük sıkıntı bu. Elimde petabyte petabyte sanal bellek varken neden sık yazamadığımı kendime sorup duruyorum ve bir cevap alamıyorum. En büyük eksi özelliğim sabırsız olmamdır. Şu blogta geçirdiğim ilk zamanlar çok eğlenceli geçiyordu. Yeni bişeyleri yazmış olmanın huzuruyla geziniyordum ortalıklarda. Şimdi böyle değilim. Artık anlıyorum blogun ne demek olduğunu, blogçuluğun ne demek olduğunu.

Blog yazarıysan eğer belli bir süre sonra ilgi alanına dayalı konuları da girmek isteyebiliyorsun. İlgili olduğun alanlar o kadar çok fazla olabiliyor ki bunları yavaş yavaş bloga adapte etmek zor olabiliyor. Etrafımdaki insanlara sorunca sen çok bozdun diyen arkadaşlarım da var. İyi yaptın diyen arkadaşlarımda var. Bir de aşçı Orhan Usta var. En sıkı takipçim. Bence blogun bu kategorilerle yayın hayatına devam etmesi gerekiyor.

Misafirlerinin senden ne bekleyeceğini hiç bir zaman bilemiyorsun. Sürekli yazmak bile onları bağlayamıyor. Değişik bişeyler yapmalısın falan. Herneyse blog. Kategorileri revize etmeyeceğim. Uzun yıllar daha bu kategorilerle yoluna devam ettireceğim. (Ant mı içiyom anlamadım, hep bişeyler yapacağım edeceğim diyorum bilmem farkettiniz mi?) Olmazsa olmazlardan eklemeye devam edeceğim blog kategorilerine. Hiç yazamadığım teknoloji haberleri konularına, sosyal medya konularına zaman ayırıp adam akıllı araştırmalarla kendi yorumumu katmaya özen göstermeliyim. Acaip acaip paylaşımlarla ecüş bücüş bir blogum olmasını istiyorum ve ben gerçekten şu 2 yılın acısını çatır çatır çıkarmak istiyorum.

Eskiden yazıp çıkardım, sadece botların okuması bile bana şevk veriyordu. Arada bir yorum atanlar oluyordu ozaman dadından yinmiyordu. Şimdi büyüdük. Blogta büyüdü. Artık eskisi gibi laçka konular yazmamaya çalışıyorum. Blogta benliğimi yansıtınca yavşak gibi görünebiliyordum. Bazı kesimler yazılarımın ilham verici olduğunu söylüyorlardı. Bazıları ise “çocukmusun lan sen yaşının adamı ol” gibisinden yorumlarda atıyordu. Negatif yorumların bi çoğunu her ne olursa olsun yayınlıyorum ama son zamanlarda silip atıyorum. Kaldıramıyorum bazen. S*kip atasım geliyor yorum yazanı. Yaş büyüdükçe kafa yapında değiştiği için bazılarına da koy gitsin diyorsun. Bazen ise cevap olarak yazdığın kelimeler karşı tarafın yüzünü bıçak gibi kesiyor. Cevabıma verecek bir cevapları bile olmuyor. İdiot serisinden kalma insanlar. Herneyse işte konuyu dağıtmayalım dicektim ama dağıldı gitti zaten. Yazayım gitsin içimdekileri…

Blog son zamanlarda iyi atak yapmıştı ama yediği bir vurgun yüzünden en gerilere düşmeyi başardı. Başardı diyorum çünkü siteyi yukardan aşağı herkes çekemez. Çekmez yani. Sonunun iyi olmadığını bilerek çekmez ) “Olsun” demiş Halil Sezai. Ben de “Olsun” diyorum artık.

Benim tek sorunum ne biliyormusun sayın okur? Hayatta olmadığım kadar sabırlı olmamı isteyen insanlar var. Başı annem çekiyor. Bana hep “sen çok sabırsız bir çocuksun” der. Haklı. Hp haklı olacak. Bir şeylerin bir an önce olup bitmesinden yanayım. Mesela bir düğünün saatlerce sürmesinden nefret ederim. 1 saatte biten bir düğünümün olmasını istiyorum açıkçası. Aceleyle yaşıyorum. Sanki atlı kovalıyor. Bu deyim neden denmiş bilmiyorum. Kovalayan atlı insan değil mi? insandan korkulur mu lan bu deyimi yazan büyük insan?

Hayat hep kovalamacayla geçtiği için ben de böyle mi davranıyorum acaba? Hayatta biyerlere gelebilmek için çırpınıp duran insan yapısında değilim. Etliğe sütlüğe karışmam gayet sakin bir insanımdır. Gerçi paranoyak biriyimdir. (Bu konu ayrı bir konunun konusu) Sabrımın taştığı noktada nefretim içten içe başlar. İnsanların yüzüne hatalarını vurmayı sevmem. Susmam onlara en büyük kapaktır ve cevaptır. Anlayan beni böyle anlıyor. Bu arada Demir Demirkan mükemmel bir müzisyendir.

Son 2 3 gündür dışarı sadece bir sweat ile çıkıyorum. İnce bi sweat. Pijama üstü gibi gri bişey. Havalar ısınmaya başladı blög. Buhran dönemleri başlıyor yavaştan. Hiç sevemedim gitti yaz aylarını. Bunaltan sıcakların bir an önce geçmesini istiyorum. Emekli bir insan olsaydım kesinlikle yazın başka çoğrafyalara giderdim. Alaska olabilir mesela. Kutuplarda ev mi alsam blög? Orasıda çok mu soğuk olur ne?

Yaz aylarının vazgeçilmez yiyecekleri olan kavun, karpuz ve beyaz peynir yine bizi karşılayacak. Yağlı yemeklerden bazen nefret ediyorum. Dürümden akan yağı sevmiyorum ama pırasanın üstündeki bir parmak zeytinyağına tuz döküp yemeye bayılıyorum. Buna hayır diyemiyorum. Gerçi dikkat etmemiz gerekiyor sağlık açısından. Kalpten gideriz valla aman Allah korusun. Dikkat et babs.

İçimi döktüm blög. Zaman zaman böyle şeyler yazarak seni rahatsız etmek yüce görevlerim arasına girdi. Blog olarak kategorilerime atraksiyon yapmayacağımı yazmıştım yine tekrarlamak istedim. Başka bir günde, bir başka yazıyla görüşmek üzere. Şimdi dağılın konu bitti.


Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!