Bodrum’a da gittik beraber

Bodrum’a da gittik beraber

Evet arkadaşlar Hande Yener’in Bodrum şarkısının hakkını verebilmek için geçtiğimiz 4 gün boyunca oradaydık. İş için gönderilmiştik. İş biraz sıkıcıydı ama iş sonrası havuz keyfi paha biçilemezdi. Sıcaktı Bodrum ama Antalya kadar nem oranı everestlerde değildi. Dolmuş fiyatları pahalıydı. Normal gerçi turizm bölgelerinde. Bodrum’da sudan ucuz diye bir ifade yok. Su da pahalı çünkü. Kaldığımız hotel bir aile oteliydi. Adı Moss Hotel. Güzel biryer. Bodrum’a tatil için gidersem eğer kesin orayı seçerdim. Gerçi sinek vardı. Püfür püfür esen havada savrulmamk için bize sığınan sinekleri kınıyorum. Çoğu zamanımızı hotelde geçirdik diyebilirim. Öğlen vakitlerinde sıcaktan pek çıkamıyorduk dışarıya. Hava karardığında bi turlayalım dedik. Çıktık piyasa yapıyoruz arkadaşlarla. Envai çeşit insan gördük. Bu insanların en çeşit olanı bir zenci bayandı. Mükemmel Türkçe konuşuyordu. Benden iyi Türkçe konuşuyordu. Dedim vaybe… Tabi biz onu zenci zannettik. Bayan Türk’müş. Farklı kültürlerin buluşmasından meydana gelmiş olabilir. Gezinti sırasında hediyelik eşya satan tükkanlara da gittik. En ilginç hediyelik eşya, taşlara yağlı boya ile yapılmış tayyip ve Messi karikatürleriydi. Kabakları oyarak yapılan gece lambaları da ayrı bi profesyonellik örneği. Acaba ünlü görebilirmiyiz diye hunharca tarama yaparken bir tane ünlüye rastladık. O ünlü havuç’un dedesiydi. Öööyle serilmiş koltuğuna yemek yiyordu. Yanında bi ünlü daha vardı. Tanıdık birisiydi ma pek medyada çıkmayan birisiydi. Adını nerelerde oynadığını bilmiyorum. Ama tiyatrocu bi kişilik. Hömmm bunlarda mı burada diyerek yavaş yavaş ortamdan uzaklaşık. Biraz daha gezelim dedik belki birilerini görürüz diye. Ama göremedik. Aylak aylak gezdik durduk ve sonra hotele döndük. Biraz tv izleyeyim dedim açtım tv’yi. Kanallar çekmiyordu. İki tane çeken kanal vardı biri TNT diğeri ise Farklı kanal Tv 8’di. Melekler Şehri’ni izledim. Behzat-Suheyl Uygur’un Benimle Oynar mısın adlı dünyanın en saçma programını izledim. Arada bir Mehmet Ali Erbil denk geliyordu. O da ayrı bir şapşallık programı. Dedim böyle olmayacak. Kalktım gittim masalarda oturdum. Aldım telefonumu belki şifresiz wirelless bulurum dedim. Aramayı yaptım hotelin ağı çıktı. Şifreliydi. Sormak istedim ama amaaan boşver salla dedim. O ara biri daha geldi. Almış eline notebook’unu ağ arayışları içinde… Sordu Esin ablaya (Hotel sahibi) Şifresi ney diye. Söylerken bende kulak misafiri oldum. Girdim şifreyi ama başarılı olamadım. Mission failed oldu. Geçersiz sunucu ismi deyip durdu. Puffff diyerekten çekildim odama. Tekrar tv izleyeyim dedim ama ömceki programlar aklıma geldi. Bende uyuyayım bari dedim. Pek ekşın yapamadık şu 4 gün içinde. Kısıtlıydık her yönden. İşe gitmek zorundaydık. Sonuç olarak Bodrum’u beğendim. Ortakent’te gezecek tek bir sahil şeridi var o kadar. Hayat Bodrum’da…


Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!
eryaman escort eskisehir escort escort bursa samsun escort