N’apıyoruz lan biz?

Kategori: Kişisel - Yorum Yazın
N’apıyoruz lan biz?

“Hayaaaat insanaaaaa hemennn gülmüyooor, hemeeen bir sevgili bulmuyor” diyor Mirkelam reyiz. İyi demiş zamanında. Bu konunun içinde aşk iş ve hayat mücadelesi gibi şeyler geçecek. Eğer yanınızda bi büyük yoksa okumayınız. X ‘e basınız ya da ctrl w yapınız.

Şimdi benim anlamadığım bir kaç şey var sayın okur. İnsanlar, survivor’ı bize yaşatan şu hayat için neden bu kadar taklacı olurlar? Bir çok yerde görüyorum insanlar hunharca “iş”ine kilitlenmiş. Hayat koşuşturmacasında ölüp gitmişler de haberleri yok. Aslına bakarsanız bende bunlardan birisiyim ama içimdeki enerjiyi henüz bitirmedim. Böyle heryerde gezesim falan var. Türkiye değil gezeceğim yerler daha farklı kültürleri tanımak istiyorum. Ama işte bunu düşünürken yoluma çıkan şey yine “iş” oluyor. Demek ki neymiş sayın okur? Eline sağlam bir iş almadan hiç bişey yapamazsın. Mutlaka ama mutlaka sabit bir gelirinin olması gerekiyor.

Tv’lerde dönen bisikletiyle dünya turuna çıkan o adama çok özeniyorum. Çok cool bir havası var. Kasketini takıp almış başını gitmiş. Üstelik hiç para harcamıyor. Akşamları kalacağı yerlerde bulaşık çamaşır yıkarsa eğer kalmasına izin veriyorlar. Yemeğini de bu şekilde kazanıyor. Bunu yapmak çok kolay. Yeter ki çok yorulmuş ve aç olun. İnsan aç ve yorgun iken ne yapacağını bilemez. Kafa çalışmaz ama sonunda ödülünü muhakkak alır. Tabi bunlar diğer kültürlerde geçerli şeyler. Biz burada yapsak adamı dağa kaldırırlar. Tinerci saldırısına uğrar ya da ne biliyim dağda terörist falan vurur. O bisikleti totoşumuza sokarlar. Ama sonuç olarak verdiğim diğer ülke örneklerinde adam konuşmasıya bile işine bakabiliyordu. Demek ki neymiş? Etkili konuşmak iyi bir anahtarmış.

Hayat insanlara belirli olmayan zamanlarda “ce eee” diyebiliyor ve buna ben gibi alışık olmayan bünyeler fazlasıyla tepki verebiliyor. Hayata küsüyor ne biliyim chip dergisi falan almak istemiyor, kafadan bacaklı bir hayat sürüyor. Bunların tekrar yaşanmaması için bu yaşadıkların sana yol gösterebiliyor. Yaptığın hataları bir daha yapmamaya özen gösteriyorsun, hayat biraz daha yaşanabilecek bir hal alıyor. Yaşanılan depresyonik artçı şoklar fazlasıyla etkili olabiliyor. Bazen şehir bile değiştirmeye kalkabiliyorsun ben gerizekalısı gibi. Zamanla bünye buna da alışıyor. 2 gün sonra geçiyor ama sen yine eski kafadan bacaklılığınla yaşamaya devam ediyorsun. Bünye almıştır bi kere depresyondan bir doz.

Bilirsiniz ki insanlar hayatlarına iyi bir eş girmesini ister. Bu insanların arasına son zamanlarda sokmaya başladım kendimi. Yanlız yaşanmıyor be reyiz. Hayat bir oyunsa, bu oyuna takım arkadaşı almak en iyisi olacaktır. Direk evlilikten ziyade ilk önce insanların birbirini tanıma süreci en etkili insan tanıma aracıdır. Yıllardır flört veya sözlü olarak kalan çiftlerin çok mutlu ve saf sevgi ile bezenmiş bir yuvalarının olduğunu düşünüyorum. Artık iki tarafta birbirlerini tanımışlardır ve hazırdırlar artık evliliğe. İnsanların evlendiklerinde değiştiğine dair bazı bulgulara rastladım. Bunu hergün gözlerimle görebiliyorum. Bu şekilde süren evlilikler ömür boyu yaşamaya devam ediyorlar. En azından benim gözlemlerim bu şekilde. Evlilikle ilgili farklı bir tezim daha var. Evlendikten sonra insanlar neden değişir? Bu soruyu kendinize sordunuz mu hiç? Neden değişme ihtiyacı duyarlar? Sen olarak yoluna devam edemiyeceksen ne anlamı kalır ki benliğimizin? İşin aslı şudur ki sayın okur;

İnsan karşısındakine saf sevgi besliyorsa, bu sevgi onlara kara toprağa kadar eşlik edecektir. Bu sözün anlamını idrak edemeyen bi sürü insan var. Gündelik ilişki peşinde koşan protoplazmalar var. Hayat onlar için şuanda lunapark gibi. Onlar çarpışan arabalarda keyif sürmeye devam etsinler. Ben hala gerçek aşk peşindeyim.

Yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim diyerek blog tarihimdeki en aptal cümleyi yazmış bulunuyorum. CUT!


Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!